kıyıköy-ekim 2008

-Alo Serkuç (Selçuk) abi napıyon allasen? ...olum hadi yarın sen , ben bi de İshak motorlarla bi tur yapalım...İshak'la mı? tabi konuştum havada atladı gelirim tabi dedi.. şöyle Kıyıköye kadar bi uzanırız, bi gece orda kalır sabah yola çıkarız.. tıpkı eski günlerdeki gibi..ok anlaştık o zaman.. yarın sabah altı da ortaköy'de buluşuyoruz..nasıl uyanamam? saatin yok mu olum kurarsın çalar uyandırır... tamam tamam yedi olsun.. ok görüşürüz sabah..

-Alo İshak.. naber miki? yarın boş musun .. sen , ben bi de Serkuç abi motorlarla biraz gezelim... Serkuç'la mı?.. konuştum tabi ... havada atladı .. yarın sabah altıda ortaköy'de buluşalım diyoruz.. yetişebilir misin Pendik'ten... sekiz geç olur abi be.. kıyıköye gidecez yolumuz uzun.. tamam tamam en geç yedi buçukta ortaköy'de buluşuyoruz .. ok .. hadi miki yarın görüşürüz..

Süper organizasyonum işe yaramış gibi görünüyo. Serkuç abi benden önce gelmiş bile.. İshak'a
telefon açtık ama cevap vermedi yolda olduğu belli.








Biz de İshak'ı beklerken Neşe'de güzel bir kahvaltı ettik.








Sonunda geldi .. Serkuç abiyle epeydir görüşmemişler anlaşılan.. onbeş dakika bu pozisyonda bişeyler konuştular.







İshak'ta kahvaltı etmeden gelmiş.. yola çıkalı dört dakika olmadan ilk molamızı İshak'ın kahvaltısı için vermiş olduk. Bebek kafede.







Adım Adım Türkiye adlı harita kitabından bir güzergah belirleyip yola koyulduk. Bu da gurubun en yaşlısı Serkuç abi. Hey maşallah nasılda bastırıyo.. nerdeyse saatte altmış kilometreye çıkacak.. canavar gibi.





Biraz yol aldıktan sonra Şahin Tepesi denen bu yerdeki piknik kulubeleri ilgimizi çekince bir kaç fotoğraf için durduk.







Güzel bi hizmet. Yağışlı havalarda piknik yapmaya elverişli kulubeler.. içlerinde mangal yakmak için düzenekler bile var..







Bu fotoğrafı otomatikte çekeyim bende görüneyim dedim ama makinayı o kadar uzağa koymuşum ki koşturup salıncağa oturayım derken götüm deymeden çekiverdi.






iki adet kış piknikçisi. İshak ilen Faruken.









Vay Serkuç abi 71 km'ye dayandı ibre . kendi rekorunu kırdın abi helal.
















Dikkaat! Su içilecek.. iç!.. Sen! arkadaki asker.. dik dur biraz bu ne hal?








Serkuç abi saatte 71 km hızın sarhoşluğu ile ekmek parçası yemeye çalışan köpeği öyle bir seviyo ki. nerdeyse boynunu kıracaktı köpeğin.







Neyse köpeği sakatlamadan tekrar yola koyulduk.. Karnımız da iyice acıkınca güzergahımızdan biraz çıkıp Karaburun denen bir balıkçı kasabasında balık yemeye karar verdik.






İşte Karaburun. Balıkçı lokantasının bahçesinde bir masaya kurulduk ve garsondan bu neşeli halimizi görüntülemesini reca ettik.







Balıklarımızın pişmesini beklerken Serkuç abinin yakın zamanda yaptığı yurtdışı gezisinin detaylarını dinliyoruz. Surat ifadesi ve el hareketinden yurtdışındaki kızların güzelliğinden bahsettiğini siz de anlamışsınızdır.





Bu arada İshak'a Kıyıköy'de gece konaklayacağımızı söylemeyi unutmuşum. Telefonda yengeden izin koparmaya çalışırken görüyoruz İshak'ı






Yaklaşık yarım saatlik bir bekleyişin ardından gelen balıkların bayat olması ve lokantacıların durumu kabullenmeyişi üzerine çıkan tartışmanın sonucunda yolda atıştırmak için aldığımız sandviçleri yiyoruz.





Tam doyamadan ve keyifsiz bir şekilde Karaburundan hızla uzaklaşıyoruz...
















Bu defa Çatalca'da Çiçek et lokantasında mola veriyoruz.








Küçük, canayakın ve huzurlu bir yere benziyor. İçeri girer girmez yan masadaki amcalar Serkuç abiyle muhabbete başladılar. Amca yetmişli yıllarda sıkı motorcuymuş.






Leziz havuçlu köftelerimizi yiyince neşemiz yerine geldi valla. Bakınız Serkuç abi telefonda eşiyle beraber nasıl da halay çekiyo.







Sağlam bir yağmur geliyo galiba. Yağmura yakalanmadan varmaya çalışacaz.


















Bu iki sevimli köpek kuyruklarını önce sağa sola sonra da yukarı aşağı sallayarak yolculadılar bizi. Sağa sola "iyi yolculuklar" yukardan aşşaa "dikkatli kullanın" demekmiş.






Neyse yağmura yakalanmadan varacaz galiba.









İşte Kıyıköy.. Lapin gibi hemen en manzaralı otele yanaştık...








Serkuç abi oda için pazarlık yapıyo.









Manzaradan dolayı çok pahalıymış odalar.. Hemen vazgeçtik. İshak buralara daha önce çok gelmiş. Geçen gelişinde yaşlı bir amcanın evinde kalmış. Hasan amcayı bulalım, hem ev ortamı hem ucuz olur dedi.





Hasan amcanın manzarası da güzelmiş









Fakat amca evde yok, kahveye gitmiş.

















Motorları Hasan amcanın evinin önünde bırakıp kaaveye yürüdük.








Kaavede amcayı bulduk.
-Selamün aleyküm Hasan amca.. Ben İshak.. Hani geçenlerde senin evde kalmıştık.. Hatırladın mı?
- ...........





Amca İshak'ı tanıyamadı. Zaten son zamanlarda biraz da hastaymış pek ilgilenmedi bizle. Ordaki başka bi amca kendi evine davet etti bizi.







İzzet amcanın evi iki katlı, alt katı tamamen bize tahsis etti








Benim kaldığım odanın penceresinden görünen manzara








Odalarımaza yerleştikten sonra yol yorgunluğumuzu atmak için biralarımızı içerken birer de tavla attık.







Bira ve tavla keyfiyle havayı da kararttık.. inceden yağmur da bastırınca Hasan amcanın evinin önüne bıraktığımız motorları kaldığımız eve getirdik.






Yağmurda motor park etme çabaları









İzzet amcanın mahallesinden gece manzarası









Saçlarımı kurularken çiçekli aynadan Serkuç abi ve İshak'ı görüntüledim








İzzet amca yetmiş küsür yaşında ama maşallahı var çakı gibi duruyo.








Ben sobayı yakarken İzzet amca avcılık maceralarını anlatıyor bize.

















Kurulanıp biraz da ısındıktan sonra akşam yemegi için içkili bir masa kurduk. Diyet kola ve rakı kadehlerini fondiplemeye başladık.







Yolda gördüğümüz yağmur bulutu bizi yakaladı ve suyunu dökmeye başladı. Ben de rakıcıları derin muhabbetleriyle bırakıp yağmurda fotoğraf çekmeye dışarı çıktım















Fotoğrafta pek anlaşılmıyo ama ben bu kadar şiddetli yağmur görmedim bilader.








yağmurlu bir kıyıköy sokağı









Neyse ki sabah yağmur dinmişti ve biz de geri dönüş için hazırlığa başladık








Kıyıköyden ayrılış









Otobana çıkmadan önce lastiklerimizin havasını kontrol için bir tamircide durduk








Bu offroad aracını tamirci çocuk kendisi yapmış. "Hafta sonları kros yapmaya gidiyorum abi" dedi








Dönüşümüz otobandan olduğu için çok sıkıcı geçti. Bu yüzden durup fotoğraf çekmedik.




5 comments:

hnfo said...

Eeeeee Kıyıköy tamam ama en güzel manzaralardan birine sahip Endorfina'yı görmeden gelmişiniz olmamış bence, bu bir :)

İkincisi; başka gezmek yok mu?

asden said...

Resimler güzel de nerde bunun hikayesi? üşengeçlik sezdim biraz.

Denise said...

süper olmus yazilarin devamini bekliyoz..Deniz

Ahmet Giray said...

hocam ne yemişsiniz ya, gezmemişsiniz yemişsiniz resmen :P

SEDEN said...

Hellüüüü,
tesadüfen gördüm ve ilgilendiğim için baktım.. bende scooter kullanıyorum, sizin gibi bi Kerem abim vardır BMW güzel bi motörü vaa onunla sizin turlar benzeri işler yapar, son Toros turu yapmıştı.. Esas diyeceğim şu Kıyıköy'de çekilen Serkuç Abi'nin oda için pazarlık ettiğini yazan foto:S iki motor, sizden biri ve birde tekerlekli sandalye duruyo ve tabi kullanıcısı.. Tesadüf düşmüş bi kare midir? Çünkü kask tak, ekipman kullan ve sürat yapma için süper bi poster olurdu. Yollarınız ve sağlığınız eksilmesin:)